18 Ekim 2007 Perşembe

Suni mazeretler üretmeyin..

*Bugünden itibaren daima ayarını doğru yola göre kontrol ve teftiş edip düzenleyeceğiniz, kişisel hayat planınızı yapın.

*Analitik ve kritik düşünmeyi öğreten kitaplar alın ve anlayarak okuyup, günlük hayatınızda tatbik edin.

*Çocuklarınızı en önemli yatırım aracı olarak görün. Onların en mükemmel şekilde eğitilmeleri için uğraşın.

*Doğal beslenme uzmanları olun.

*Yiyecek ve içeçeklerinizin içindeki katkı maddelerini çok iyi araştırın.

*Sivil savunma uzmanları olun.

*Kesintisiz ve sağlıklı iletişim yolları üzerinde araştırmalar yapın.

*Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.


Muharrem Nureddin COŞAN

17 Ekim 2007 Çarşamba

DESTAN

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

Durum diye bir laf var, buyurun size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!

Bir şey koptu benden, şey, Herşeyi tutan bir şey.
Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey,

Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!

Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!

Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!

Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!

Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilac;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap!

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Şair ne güzel özetlemiş durumu, geçen onca zamana rağmen suanda bile aynı statüko nedendir bilmem bu yasaklayıcı anlayış bizde süregelmiştir.İnsanları kandırmanın sanat ve meslek olduğu tek topluluk muyuz bilmem ama 100 yıldır düşünemeyen,üretemeyen ender topluluk olduğumuza eminim.