12 Temmuz 2007 Perşembe

İktisat..

Bugün iktisat, dünyanın en çok üzerinde durduğu bilim dalı... Çünkü iktisadın gücü olmazsa, koskoca devletin yapısı, sistemi, ekonomisi, her şeyi bozulur.
Maalesef modernizm ihtiyaçları artırdı. Evlerde bir tencere yemek pişmiyor, beş tencere yemek pişiyor.


"Vallahi para için değil"(!) "Gayemiz hizmettir, para istemez"(!) "Dünya işine dalmamak gerek"(!) "Kefenin cebi yok"(!)

Bunlar Asr-ı Saadet'i anlamayan Müslümanların ifadeleridir. Başta Peygamberimiz olmak üzere sahabenin bütünü Müslümanca bir hayat yaşamışlar. Helal kazanmak ve helale para harcamakta o kadar ileri gitmişler ki, Hazreti Ömer zamanında zekat verecek fakir bulamamışlar, kalplerini kazanmak için gayrimüslimlere zekat vermişler. Biz de gayrimüslimden para alacak duruma düştük...

İnsanlar şerefini, izzetini eşyadan alıyorsa onları kötü günler bekliyor demektir. Müslüman'ın şerefi de, izzeti de ilminde ve ahlakındadır. Mobilyası pahalı olan itibar görüyorsa, o toplum yıkılma yolundadır. Herkes imkanları nispetinde hayatını tanzim etmeyi bilmelidir. Eşyayla övünmek, eşyayla mutlu olmak İslam'a aykırıdır. Bu hatalı yaşayış, fakir zengin ayrımını doğurdu. Devletler, milletler savaşı bitti, tabaka-i beşer savaşları başlıyor.

Hekimoğlu İsmail

11 Temmuz 2007 Çarşamba

86400 Saniye..

86400 Saniye

Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah 86.400 dolar para yatırılıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın, ertesi güne transfer edilemez. Paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın? Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsın; Hepimiz, Zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz;

Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz; yarına transfer edilemez, Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır. Geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla yatırım yap.

Mutluluk, sağlık ve başarı için. Zaman kaçıyor. Her gün için en iyisini yap.

Bir senenin değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bir bebek doğuran anneye sor.
Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir çilekeşe,
Bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.
Bir dakikanın değerini anlamak için, trenin kaçıran yolcuya sor.
Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.


Her anını değerlendir, her dakikanı çok özel biriyle paylaş. Zamanına ortak edebileceğin kadar özel biriyle.

Unutma! Zaman hiç kimse için durmaz. Geçmiş zaman tarihtir. Gelecek zaman sırlar, mechullerle dolu.

Sadece şu an sana verilen gerçek bir armağandır.

Bu hafta dostluk haftası olsun. Arkadaşlar bulunmaz mücevherlerdir. Bizi üzerler, cesaretlendirirler ve zaman zaman avuturlar. Kalplerini bize açarlar. Arkadaşlarına, onları sevdiğini göster.

Arkadaşlık mesajını herkese gönder, cevap alırsan bütün hayatın için bir dostun bulunduğunu anlarsın.

Onlara ne kadar çok ihtiyacın olduğunu ve senin için ne kadar önemli olduklarını dikkatle denersen görürsün....

Ahmet Kabaklı hocanın Türkiye Gazetesindeki köşesinden alınmıştır...

9 Temmuz 2007 Pazartesi

DEVİR SİZİN DİYE **** NE YAPSIN…

Ülke için ağlamak seref oldu bizim için artık ölmeye bile izin yok..
Ağlayan da ne kadar o tartışılır..
Uykuda ağlamak zor olmalı..
Değiştim diyenlere ortada adam olmayınca çabuk kandık.
Kimlerin elinde kaldı ülke kimlerin?
Şeriat-laik tartışması mı dersin..
Birbirine ip atma mı?

Takım tutmayada döndü iş…
Hizipçiler sardı etrafımızı..
Adam bulamıyoruz oy vermeye..

Ama pes etmeyeceğiz devir onların diye yılmayacağız..
Nefesimiz yettiği kadar konuşacağız.
Ülke yönetimini elimize alana kadar susmayacağız..
Gençlerin önüne konulan bu engeli aşacağız.

22 temmuz’a 2 hafta kaldı artık iyice şekilleniyor..
Tablo ya bakılırsa USA  yine hükümdar..

Allah yardımcımız olsun..(Amin)

8 Temmuz 2007 Pazar

Nasıl Yaşadığımız Çok Önemli...

Nasıl yaşadığımız çok önemli. Dört çeşit hayat şekli vardır: Ot gibi yaşamak; yani suya sabuna dokunmamak, koyun gibi yaşamak; yani canının istediğini yapmak, Müslüman'ca yaşamak; yani nefsimize değil, İslam'a tabi olmak, Müslüman olup da Müslüman gibi yaşamamak; yani teyp gibi yaşamak. Teypler sabaha kadar Kur'an okur, amma hiçbir teyp cennete gidemez.
Herkes yerini tayin etsin!..

Kainattaki nizamı açıkça görüyoruz. Güneş, hiçbir zaman geç doğmuyor. Mesaisinden erken ayrılıp, istediği zaman batmıyor. Yeryüzü durmadan çalışıyor. En ufak bir yavaşlama, bir kaza olmuyor. Yıldızlar birbirleriyle çarpışmıyor. Güneş sisteminde en ufak bir hata yok... Kainat nizamında en ufak bir aksilik yok!..


Bu nizamı kuran ve devam ettiren Allah'tır.

Allah'ın nizamını örnek almak, "Adetullah'tır". Peygamberimiz'in hayatına dikkat etmek Sünnetullah'tır. Böylece rehberlerimiz de belli oldu.

Mehmed Akif, "Ey dipdiri meyyid!" diyor...

Ey dipdiri ölü... Uyanık amma uyuyor...
Bir insan "bir şeyler yapmalıyım" diyorsa, ibadetlerine hız versin!..